Bizim geleneksel yapımızda, erkekler eşlerine “seni seviyorum” dedikleri zaman, onun kontrolünü kaybedeceğini, kendilerinin de otoritelerinin zayıflayacağını düşünürler. Kadınlar ise, genellikle sevgiyi ifade etmenin ayıplanacağı anlayışıyla yetiştirilirler.
Halbuki nasıl yüz sene öncesine göre kıyafetler, günlük ihtiyaçlar değiştiyse, bazı davranış kalıplarının da değişmesi kaçınılmazdır. Zaman içinde kaçınılmaz olarak değişen davranış kalıpları sevgi dilleri için de geçerlidir. İşte bu değişimlere uyum sağlamak için, eşlerin farklı sevgi dillerini ve birbirinden farklı sevgi dillerine sahip olsalar bile bunu paylaşmayı öğrenmesi gerekir.
-Başarısızlık sizin basarısız olduğunuz anlamına gelmez sadece “henüz” başarmadığınız anlamına gelir..
Bu test ile iletişim gücünüzü ortaya koyabileceğiniz gibi eksik, zayıf ve güçlü yönlerinizi de tespit edebileceğiniz şekilde hazırlanmıştır.
Kişisel gelişim ve psikoloji ağırlıklı yazıların yer aldığı bu bölümde, gündelik ve iş yaşamınıza dair bir çok konuya ait yazı bulabilirsiniz
Sağlığınızı korumak veya mevcut sağlık sorunlarınızın çözümüne yönelik yazıları bu bölümde bulabilirsiniz ve yorumlarınızla katkıda bulunabilirsiniz
Kültürel haberlerin yer aldığı, yazarlardan seçme yazıların bulunduğu kültür ve sanat hayatına dair bir çok yazıyı bulabilirsiniz
İnsanüstü Olma Oyununda İnsanlığımızı Nasıl Unuttuk?
Geçenlerde kendime ders çıkarmak için internette yaşanmış gerçek olayları inceliyordum. Bir tanesi yakın zaman önce yaşadığım bir olayı ve de geçmişimdeki bir olayı hatırlattığı için özellikle dikkatimi çekti. İsim vermeyen bir kişi yaşadığı olayı şöyle anlatmıştı: “Okuldaki ikinci ayımda hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi: ‘Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?..’ Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun …
Bir dostum var. Sadun Aksüt. Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük yaylı tanbur üstadı; aynı zamanda besteci, öğretmen, musiki tarihçisi ve koro şefi… Kendisi müzik ve mutlulukla dolu bir yaşam sürdürüyor. Elmakent’te yazlık komşusuyuz. Konservatuvar kapanınca Elmakent’e gelir, tüm yazı orada geçirir. Onu ne zaman görsem yüzü güler.
Hangi evin önünden geçse öyle zarif esprilerle ve neşeyle selamlar ki, sanki neşesi o eve geçer. Bulunduğu her topluluk neşeye boğulur. Fıkraları ayrı, anıları ayrı, taklitleri ayrı, yemek yemesi ayrı, içki içmesi ayrı bir neşe, zarafet ve güzellik içindedir. Onunla tavla oynamanın zevki bambaşkadır.
“Almanya’da Naziler komünistleri içeri attı, sesimi çıkarmadım. Çünkü komünist değildim. Sonra Yahudiler’i içeri tıktılar. Bu kez de sesimi çıkarmadım. Çünkü Yahudi de değildim. Derken sıra sendikacılara geldi. Ben hala susuyordum. Çünkü sendikacı da değildim.
Sonunda beni de götürdüler. Ve kimse sesini çıkarmadı. Zira sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
(Prof. Martin Niemuller)
Olaylar karşısında ne kadar susuyoruz acaba? Çok tepkisiz olduğumuzu düşünüyorum. Bir konuda taraf olmaya korkuyoruz. İnsan bazen çekimser kalabilir ama bu hayatın tümüne yansıyorsa işte o zaman tehlike başlıyor demektir. Nasıl olsa bana bir şey olmaz düşüncesi bizi tepkisizliğe itiyor. Ama her konuda …
Kararsız kaldığımız çok anlarımız olmuştur. İnsani duygularımızı kaybetmediğimiz sürece de olacaktır. Eski insanlar her türlü durum için bir atasözü söylemişler. Bazı durumlar vardır ki işin içinden çıkılmaz. Şöyleki; ‘Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık’ ya da ‘İki ucu boklu değnek’
Karar veremediğimiz zamanlarda bu sözleri söyleriz. Ama bir şekilde de bu durumu aşarız. Bazen kararsızlığımız bilgisizliğimizden ileri gelir. Çevremizdeki birinin bir konu hakkında yorum yapmamızı istemesi durumunda kararsız kalabiliriz. Acaba şimdi haklısın mı desem, yoksa haksızsın mı desem? Konu hakkında bilgimiz yoksa şaşırırız. Yaş ilerledikçe insan hayat hakkında bilgilenir. Böylece …
Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hiç vaktiniz yok, Fast live, Fast food, Fast music, Fast love…
Dikte ettirilen yükselen değerler, in ler, out lar…
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, size sesleniyorum!
Mutluluk… Türkçe kökenli kelimelerde başta yer alan ‘m’ sesine rastlanmıyor. Dolayısıyla ‘mutlu’ kelimesinin Türkiye Türkçesi dışında bir örneği bulunmuyor. Ancak anlamdaşı olan ‘bahtiyar’ Farsça kökenli olup aynı İzlanda kökenli İngilizce karşılığı ‘happy’ gibi “şansı yardım eden, talihli” anlamına geliyor. Buna göre mutluluk için tesadüfidir ve tarif edilemez denebilir mi? Nassim Taleb Fooled by Randomness (Tesadüfilikle kandırılmış) adlı çok satan kitabında mutluluktan tam olarak böyle bahsediyor. Bilgeliği ve mutluluğu tartışma götürmez Dalai Lama ise ‘Mutluluk Sanatı’ adlı kitabında gerçek mutluluğa ancak beynin eğitilmesiyle ulaşılabileceğini söylüyor. Harvardlı psikolog Dan Gilbert da daha …
Beslenme barınma gibi temel yaşam ihtiyaçların karşılayabilen insanların sevgi saygı sanat inanç ve ideal gibi yaşam alanlarına yöneldikleri bilinmektedir. Ancak bu yönelmede oluşturulan maddi ortamlar tek başlarına gelişmeye yeterli olmamaktadır. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki değişme ve gelişme potansiyeline sahip olsalar bile insanlar arkalarında yeterli manevi destek ve içlerinde arzu olmadığı takdirde çalışmalarında yeterli verime ulaşamamaktadırlar.
Moral bir kimsenin olaylara güçlüklere sorunlara karşı koymasını sağlayan ruhsal durumudur. Başka bir tanımda ise canlılarda amaca yönelik davranışı uyaran ve yönlendiren etkenlerdir. Bunun günlük yaşamda kullanılan tanımı maneviyattır.
Güdülenme olarak günümüzde tanımlanan motivasyon kavramı ise canlılarda …