Ali Erkan Kavaklı Başarımın Sırları
Geçen hafta Eyüp İmam-Hatip Lisesi öğrencilerine başarı ve motivasyon semineri verdim. Öğrencilerin ilgileri, heyecanları, merakları görülmeye değerdi. 43 kitabı olan ve 560 konferans veren, Vakit’te yazı yazan, Rumeli Tv’de “Başarının Fethi” programları yapan bir yazarla karşılaşmak öğrenciler için ilgi çekiciydi. Birçoğu kitaplarımı okumuş, bir kısmı adımı baba, anne, abi ya da ablalarından duymuşlardı. Birçoğu şiir, hikâye, deneme yazan öğrencilerle güzel ve hoş sohbetler ettik.
Konferans sırasında lise ikinci sınıf öğrencisi bir kızımız şunu sordu:
“Başarı merdivenlerini tırmanmamız için bize gaz veriyorsunuz. Siz bu heyecan ve başarma azmini nereden alıyorsunuz?”
Bu soru, bana daha önce de sorulmuştu. Üzerinde duramamıştım. Beni ne heyecanlandırıyor, bugün onu anlatmaya çalışacağım.
1. Başarmak güzledir ve mutluluk verir.
İlkokulda merak ve tutkuyla çalıştığımı çok iyi hatırlıyorum. Sınıfın en iyi öğrencileri ile yarış ederdim. İlkokul öğretmenim Hamza Bey, beni sürekli tahtaya kaldırır, ders anlattırırdı. Başarmak ve başkalarına bunu göstermek hoşuma giderdi.
2. Beden işçiliğinden kurtulmak için çalıştım. Bilginin insanı yükselteceğini öğrendim.
Ortaokul ve liseyi parasız yatılı okudum. Canım ders çalışmak istemediği vakitlerde köyü ve yazın tarlalardaki orakla ekin biçtiğimiz anları hatırlardım. Okumaz ve başarılı olmazsam köye dönmek zorundaydım ve beni zor bir çiftçilik hayatı bekliyordu. Üstelik bizi el bebek gül bebek geçindirecek tarlamız da yoktu.
Köylülerimizin Konya Belediyesinden iş aldıklarını ve şehir içinde kanalizasyon kazdıklarını hatırlıyorum. Şimdi Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretim görevlisi olan Prof. Ahmet Afyon ile bir pazar günü köylüleri ziyarete gitmiştik. Ortaokul öğrencisiydik. Köylümüz Hüseyin Amca, bir adam boyu kazdığı kanalın içinde çalışıyordu. Bizi görünce işe kısa bir ara verdi, terini sildi ve şöyle dedi:
“Çalışın ve kendinizi kurtarın. Yoksa siz de bizim gibi kanalizasyon çukuru kazarsınız.”
Kazma ve kürekle zor bir çalışma yürütüyorlardı. Hayatın zorluklarını görünce derslere daha fazla önem vermeye başladım.
3. Etkili bir aydın olmayı istedim, sıradan biri olmama kararı verdim.
O yıllarda kendimi tarla ve işçilikten kurtaracak yol olarak eğitimi gördüm ve derslere asıldım. Üniversite yıllarımda ülkeyi eğitimli insanların yönettiğini fark ettim. Yönetilen kitleler içinde sıradan biri olmak yerine ülke içinde etki sahibi aydın biri olmayı kafaya koydum. Bunun yolu da başarılı olmaktan geçiyordu.
Edebiyat Fakültesinde okurken özellikle Prof. Mehmet Kaplan’ın fikirlerinden etkilendim. Bize birçok edebiyatçının hayatını ve sanat anlayışını anlatır, eserlerini tavsiye ederdi.Yine o yıllarda Hekimoğlu İsmail, Cemil Meriç, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Vehbi Vakkasoğlu, Yavuz Bahadıroğlu, Nejat Muallimoğlu, İbrahim Minnetoğlu gibi birçok yazar ve düşünürle tanıştım; sohbetlerini, konferanslarını dinledim. Özellikle Hekimoğlu İsmail, bendeki yazma ve sanatçı olma tutkusunu gördü, elimden tuttu, yazdıklarımın yayınlanmasına yardım etti. İlk yazılarımı onun günlük yazı yazdığı Yeni Asya gazetesinde neşrettim. Daha sonra Sur, Türk Edebiyatı, Zafer, Yeni Düşünce gibi dergilerde yazılar yazdım.
Nihayet 1982 yılında Gönülleri Fethedenler, 1988 yılında Yemin adlı hikâye kitaplarımı yayınladım ve yine 1988’de Gülü Koklayamadım romanımı neşrettim. Gülü Koklayamadım, benim en çok satan romanım, 7 baskı yaptı ve 16 baskı yapan Başarıya Götüren Yol gibi 25 bin civarında okuyucuya ulaştı. Kitap yayınlamak ve bunu başarmak harika bir duyguydu. Bu saadeti hep yaşamak istedim.
4. Bedel ödemek pahasına zirvede kalmak istedim ve istiyorum.
Yazar olmak zordur, yazar kalmak daha zordur. Eğer zirvelere tırmanmışsanız, zirvede kalmak için de çaba harcamak zorundasınız. Bunun için tutkuyla çalıştım, çalışıyorum.
5. Zamanla okumak, öğrenmek, çalışmak, başarmak bende tutkuya dönüştü. Tutkulu çalışmalar başarıyı getirdi. Başarı mutluluk kapılarını aralar.
6. Reşat Nuri’den geri kalmama kararı aldım.
1976 yılında Hatay İmam-Hatip Lisesinde edebiyat öğretmenliğine başladığım zaman şu kararı verdim:
“Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip, Fakir Baykurt da öğretmen, ben de öğretmenim. Onlar meslekî çalışmaların yanı sıra eser verdiler ve isimlerini literatüre yazdırdılar. Onlardan geri kalmayacağım. Meslek hayatım boyunca onların kitaplarını okutmak zorunda olmayacağım. Ben de eser vereceğim ve öğrencilerime okutacağım.”
Bu kararımı gerçekleştirmek için özveri ile çalıştım.
7. Beni hedefime götürecek arkadaşlar seçtim.
Devamlı bir edebiyat ve sanat çevreleri içinde bulunmaya çalıştım. Kuş sürüsüyle uçar.
8. Yabancı dilin sanatçıların başarısına çok büyük etkisi olduğunu fark ettim ve dil öğrendim.
1988 yılında Milli Eğitim Bakanlığının açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya gittim. 36 yaşımdan sonra ısrarlı çalışmalar sonucu Almanca öğrendim. Batı literatürünü inceledim, çıtayı yükselttim. John Grisham, Joseph Heller, Wolfgang Goethe, John le Care, Henning Mankell, Ernest Hemingway, William Burrogs, Honore de Balzac gibi yazarlarla yarışmaya karar verdim.
İtiraf Ediyorum, İntikam, Cehennem Vadisi, Mafya Kıskacında Vurgun gibi polisiye romanlar yazdım ve bu tür romanlar çok ses getirdi.
9. İnsanları faydalı olmak mutluluk verir. Beni mutlu edecek çalışmalar yapıyorum.
2000 yıllardan sonra da özellikle gençlere yol gösteren eğitim, başarı ve motivasyon kitapları kaleme aldım. Artık öğrenmenin, kendini yetiştirmenin, çalışmanın, okumanın dehayı keşfetme eylemi olduğunu ilmelyakin biliyorum. Başkalarına faydalı olmak, gençlere yol göstermek, onları başarıya yönlendirmek, insanlara ufuk açmak ve dehalarını keşfetmeye yardım etmek beni mutlu ediyor.
10. Gençleri yarınlara hazırlama çalışmasını ibadet zevkiyle yapıyorum.
Hem tutkuyla başarı merdivenlerini tırmanıyorum, hem de gençlerin yeteneklerini keşfetmesi ve yükselmeleri için çaba harcıyorum. Onlara milletimize, vatanımıza ve dinimize hizmet etme duygusu veriyorum. Birçok okuyucum Vakit sütunlarındaki eğitim, başarı ve motivasyon yazılarımı dikkatle takip ediyor, kitaplarımı okuyor ve( link vermek yasak onun için veremiyorum kusura bakmayın )sitesinden faydalanıyor. Yazdıklarımın kendilerine faydalı olduğunu ifade ediyorlar.
Okula bırakan ve okul yerine kahveye giden Ödemişli Fazıl Çelik, verdiğim bir konferansı dinledikten sonra yeniden okula döndüğünü ve okulda derece yaptığımı anlattı. Ben de onun başarı hikâyesini “Zorluklar Sırtıma Binin” isimli bir roman yazarak kitaplaştırdım. Bir konferans, bir insanın hayatının değiştirmiş. Çok mutlu oldum.
Başkalarını faydalı olmak için çalışmak aynı zamanda Sevgili Peygamberimizin (sav) tavsiyesine uymaktır ve mutluluk kaynağıdır. Güzeller güzeli ne güzel buyurur:
“İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.”
Alıntıdır. Emeği Geçenlere Teşekkürler.














Yorumunuzu Bırakın