An'ı Yaşamak ya da Yaşamak, İşte Bütün Mesele Bu | Hayata Dair Ne Varsa
Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır Yazıyı Postala Yazıyı Postala
Anasayfa » Yaşam

An’ı Yaşamak ya da Yaşamak, İşte Bütün Mesele Bu

6 Şubat 2008 Yorum yok

“An”ı yaşamamak!
“Şimdi”yi ıskalamak!

İlkokul mezunu ama zeka seviyesi çok yüksek, eşini
evinin direği görmüş ama onunla bütün olmayı
yakalayamamış, dolayısı ile biricik yavrusu, tek erkek
evladını “çocuğu” olmanın çok ötesinde, bilinç dışının
bir yerlerinde “erkeği” olarak da görmüş; isteri
krizleri ile yuğrulan bir annenin eseri olarak benim
de “nörotik” bir karakter yapısını aşmam mümkün
olmadı.

Buna; Balkan Savaşı’nda 6 aylık iken yitirdiği
babasının ardında, kendisini hiçbir geliri olmayan ve
dahi hayatını ona adayan bir annenin eline teslim
etmekten başka çaresi olmayan babamın beni
şekillendirme katsayısı eklenince hayatı hep korku,
hep endişe, hep beklenti ile yaşayan bir insan olarak
da çıktım ortaya.
Nörotik ve endişe dolu!

Nörotik ve hep endişe dolu insanlar ne yaparlar?
Herşeyden önce “an”ı yaşamazlar!
Benim şimdi yaptığım gibi ya geçmişe takılır kalır, ya
yarının hesabını kurarlar.
Kah “acaba dün şu şöyle olmasaydı daha mı iyi olurdu?”
diye sorarlar.


Kah, “acaba yarın ne olacak?”, diye endişelenirler.
Dünü yaşar, yarını yaşar ama bir türlü bugünü
yaşamazlar.
Bir türlü “bugün pazar, bugün ne davam, ne karım,
sadece ben varım” diyemezler.
Hep “an”ın içinde yaşar ama tıpkı deryayı bilmeyen
balıklar gibi “an”ı bilmezler.
Dünü ve yarını yaşamaktan bir türlü sıra “şimdi”ye
gelmez!

Halbuki, insan “zaman”dan kopabilse, kendini
zamansızlığın sihrine kaptırabilse, “an”ın muazzam
hafifliği içinde kendisi de kuş gibi olacaktır.
Endişeleri, korkuları, umutsuzluğu içinden silebilse;
zamanın dışına çıkmak onu mekanın da dışına
çıkaracaktır.
Beklentileri de silebilse, zaten beklenenin hiç
gelmediğini veya beklenenin hep yanında olduğunu veya
beklenenin beklenmeyenden hiçbir farkı olmadığını
öğrenecektir.
Adına “hayat” denen; arka sokağı olmayan son durak
veya başlangıca kapı açan ilk durakta beklerken
ezilip, büzülmeyecektir.

“Anı yaşamak” hesap ederek idrak etmek yerine “an”a
kendini teslim ederek idrak etmek ise ben ikincisinin
varlığını fark ettim ama bir türlü yaşayamadım.
Hep ya geç vardım, ya da çok erkenden oradaydım.
Kendimi hiç teslim edemedim, hiç bırakamadım.
Hala da, üç aşağı beş yukarı oradayım.

Hayat “an”ların toplamından, “şimdi”nin
sürekliliğinden ibaret.
O halde, “an”ı yaşayamazsanız, hayatı da ıskalamış
oluyorsunuz.
Geriye endişe küpü, nörotik bir varlık kalıyor.
Siz de, ha babam, endişe küpü mizacınızı çeşitli zeka
oyunları ile sis perdesi arkasına gömmeye
çalışıyorsunuz.
Bu sefer de daha beter “an”dan kopuyorsunuz.


Zaman, mekan ve yer çekiminden sıyrılmış “an”ın hep
içinde yaşayıp, onun çok az tadına varabilmek
ıskaladıklarımın en başında gelir.
Keşke “an” içine gark olup eriyebilseydim!

Alıntıdır. Emeği Geçenlere Teşekkürler.

Okuduğunuz Konu İle Alakalı veya Benzer Konular Aşağıdadır.


  • Anasayfa
  • Şiirle Kişisel Gelişim
  • Can Yücel – HERŞEY SENDE GİZLİ
  • Kıskanılan Kişi Ne Yapmalı
  • Risk
  • Gelecek Yıl Kişisel Gelişiminiz Adına Neler Yapabilirsiniz?
  • Bu Sabah “Günaydın” Dediğiniz Herkesin Kalbini Kazandınız
  • Avuç İçi Kadar Mutluluk Yeter mi?
  • Mutluluk Nerede?
  • Engelli Yürekler
  • “Keşke”siz Bir Hayat Hatasız Hayat Değildir
  • “Keşke”siz Bir Hayat Hatasız Hayat Değildir
  • Düşünce Gücü İle Çoşkulu Bir Şekilde Yaşamak
  • Hayattan Memnun Olmak Üzerine
  • Yorumunuzu Bırakın

    Add your comment below, or trackback from your own site. RSS ile subscribe to these comments takip edebilirsiniz.

    Be nice. Keep it clean. Stay on topic. No spam.

    You can use these tags:
    <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

    This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar.