Anasayfa » Archive

Articles in the Kişisel Gelişim Category

Kişisel Gelişim, Manset, Yaşam »

[3 Oca 2010 | 2 yorum var | ]

80′li yılların sonları, bir Beşiktaş-Bolu Spor maçı sırasında, Hakem, Beşiktaş’ın net 2 golünü vermez, Bolu Spor’a havadan bir penaltı verir. Maç çığırından çıkmıştır. Beşiktaş’lılar neredeyse sahayı terk etmeyi düşünürler. Bolu Spor 2. golü de atar. Metin TEKİN santrayı yapmaz bekler. Hakem düdüğü bir daha çalar, ama Metin hala topa dokunmaz.
Hakem : ‘Metin neden başlamıyorsun? Bak kart çıkartırım!’ der.
Metin cevap verir :
‘Hocam sahanıza geçin de başlayalım.’
USULÜNCE CEVAP VEREBİLMEK BİR MEZİYETTİR…
Show TV’deki Ateş Hattı programında Reha MUHTAR, Prens Charles’ın müslüman olduğu yönündeki söylentileri eleştirmektedir. Konuyu Diyanet İşleri Başkanı ile tartışmaktadır:

Kişisel Gelişim »

[3 Oca 2010 | Yorum yok | ]

Spot: James Dean’in müthiş bir sözü var; sanki hiç ölmeyecekmişçesine hayal kurmak, sanki bugün ölecekmişçesine iyi yaşamak gerek.
İnsanın bu dünyada kaybedeceği en büyük şey nedir? Bu sorunun yanıtı şaşırtıcı bir şekilde sahip olduklarımız değil, sahip olmadıklarımız ve henüz ulaşamadıklarımızdır. İnsanın yaşamı, geçmişten geleceğe doğru uzanan fikir bağları üzerine kuruludur. Bu fikir bağlarını geçmiş yaşamımızdaki sahip olduklarımız tutarken, gelecek ayağını hayallerimiz tutar. İşte hayalimizi kaybettiğimizde fikir ipleri, bağları köprünün kırılan ayağıyla birlikte suya düşerler. Dolayısıyla kaybedeceğimiz en büyük şey, geleceğe ilişkin hayallerimizdir. Geçmişte sahip olduklarımız zaten geçmişte olduklarımızdan kolay kolay kaybedilemezler. …

Kişisel Gelişim »

[2 Oca 2010 | Yorum yok | ]

Internetle 1990’ların başında tanışmış, ilk emailini 1991 yılında almış biri olarak, teknolojiyle dostluğum, ona olan sevdam derindir. Gelişmeleri genelde herkesten önce takip etme ve uygulama gibi bir huyum da var. Bu özelliğin tek sıkıntısı, heyecanı paylaşmak için bilginin yayılmasını beklemek. Yenilikler yaygınlaştığı zamansa değişimi izlemek çok ilginçtir.
Örneğin, Newsweek dergisinin 5 Ekim sayısında Sharon Begley yine nefis bir makale kaleme almış. Yazım stili beni çok etkiliyor. Kompleks bilimsel çalışmaları basite indirgeyerek yazmasıyla ün yapmış biri Begley. Yazısında ‘dijital yerliler’ yani dijital dünyaya doğanlarla, ‘dijital göçmenler’ …

Kişisel Gelişim »

[2 Oca 2010 | Yorum yok | ]

Soğuk bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan bir balıkçı filosu denize açıldı. Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece olduğunda balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti. Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini oğuşturup, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Tanrıya yakararak rüzgara açık kıyıda bir aşağı bir yukarı dolandılar. Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı. Erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı.

Kişisel Gelişim »

[2 Oca 2010 | Yorum yok | ]

“Eleştirinin tadına doyum olmaz” demiştik. Biraz şakaydı, biraz ciddi. Eleştiren kişi, bir davranışın değiştirilmesine odaklanmalı; tanımını yapıp, olumsuz etkilerini belirterek yeni ve olumlu davranışı bildirmeliydi. Bir kişiyi doğru dürüst, eli yüzü düzgün bir şekilde eleştirmek ne kadar zorsa, eleştiriyi doğru bir biçimde almak en az o kadar zor. İşin içine öyle çok düşünce, duygu ve zihinsel fırtına giriyor ki, eleştirilen kişi çocukluktaki tepkilerine kolayca geri dönüyor.
Örneğin, bir iş arkadaşınız size çok konuştuğunuzu, yüksek sesinizden rahatsız olduğunu ve veriminin düştüğünü söylüyor. (Büyük olasılıkla sizin gönlünüzü almak için takdir sandviçi …

Kişisel Gelişim »

[1 Oca 2010 | Yorum yok | ]

Diğer birçok alanda olduğu gibi bilim dünyasında da geçmişte hep erkekler egemen olmuştur. Einstein, Newton veya da Vinci isimlerini eminiz hepiniz biliyorsunuzdur. Peki ya Ada Lovelace? Ya da İrene Curie veya Sophie Germain size hiç tanıdık geliyor mu? Ünlü fizikçi Marie Curie gibi istisna bilim kadınları dışında birçokları hep gizli kalmıştır.

Kişisel Gelişim, Yaşam »

[30 Ara 2009 | Yorum yok | ]

Çocukluk dönemi çok önemlidir. Birçok şeyin temeli bu dönemde atılır. Bir yaklaşıma devamlı maruz kalan çocuk bir süre sonra öyle olduğuna inanır ve inandığı şekilde davranışlar geliştirir. Örneğin; devamlı yaramazsın diye yaklaşırsanız çocuk bir süre sonra öyle bir inanç geliştirir ve aynı davranışları devam ettirir. Çocukları olduğu gibi kabul edip, olmasını istediğimiz gibi davranmalıyız. Karşınızdakilerin (çocuğunuz, eşiniz, arkadaşınız…) kişiliğine değil davranışlarına odaklanın. Kişilik değişmez ama davranışlar değişir: “çok yaramazsın” yerine “bu hareketin doğru değil” “inatçının tekisin” yerine “böyle davrandığında inatçı oluyorsun” gibi. Sadece davranışlara odaklanın. Çocuğa yaramazsın …