Anasayfa » Archive

Articles in the Yaşam Category

Sağlık, Yaşam »

[18 Şub 2008 | Yorum yok | ]

YARARLARI
Karaciğer, safra kesesi, dalak hastalıklarında, balgamlanmada, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserinde ve akciğer hastalıklarında önerilir. Kansızlığa iyi geldiği de bilinmektedir.
NASIL YETİŞTİRİLİR
Bahçenin güneş alan her köşesinde, hemen hemen tüm toprak türünde yetişir.
NASIL KULLANILIR
Havuç ve soğanla karıştırılıp çorba olarak tüketilebilir.
Gölgede kurutulmuş halinin üzerine kaynar su dökülüp 10dk bekletip süzdükten sonra çay olarak içilebilir.

var reklamstore_region_id = 224866;

HATIRLATMA
Yaprak ve kökünü kaynatıp, saçlarınızı yıkarsanız, saçınız canlanır.

Yaşam »

[16 Şub 2008 | 3 yorum var | ]

1930’lu yılların başında ABD’nin Duke Üniversitesi’nde J. B. Rhine ve eşi L. Rhine tarafından yürütülen çalışmalarda, psişik çalışmaları belirtmek için Almanca “parapsychologie” terimini kullanmışlardır. Normal dışı, farklı psikoloji anlamına gelmektedir.
Bu yıllarda telepati, telekinezi ve durugörü çalışmalarının yoğun olduğu duyu dışı algılamalar görülmektedir. Duyu dışı algılamaları, geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği algılama diye önce üçe ayırmışlardır. Duyu dışı algılamalarında kimi insanların daha başarılı olduğu bilinmektedir. Psişik güç denen bu olgu, doğuştan tüm bireylerde varolmakla beraber, aynı seviyede olmamakta ve çalışmalarla ilerletilebilmektedir.
Trans haline geçilerek farklı boyutlara gidilebilmesi, bir haritanın üzerinde yapılan çalışmayla …

Sağlık, Yaşam »

[10 Şub 2008 | Yorum yok | ]

Uzun ve sağlıklı bir hayatı kim istemez? Peki yaşam süremizi uzatmak için neler yapmalıyız? Uzmanlar 4 değeri maddeyi şöyle sıralıyor.

Çok fazla uyumayın

Yapılan araştırmalar, günde 8 saatten fazla uyuyan insanların ölüm oranının daha fazla olduğunu ortaya koydu. Ama bu partilerde sabahlayanlar için iyi haber değil. Çünkü 4 saatten daha az uyumak da yaşam süresini kısaltıyor. Günde 6-7 saat arasında uyumanın yaşam süresini uzattığı belirtiliyor.

Kişisel Gelişim, Yaşam »

[9 Şub 2008 | Yorum yok | ]

Siz hangi fobiye sahipsiniz
Genellikle çocukluk yıllarında yaşananların etkisiyle ortaya çıkan yüzlerce fobi çeşidi insanların hayatını olumsuz etkiliyor. AA muhabirinin yaptığı araştırmaya göre, çoğu Latince olarak adlandırılmış bulunan ve bir kısmı toplumda daha sık bilinen yüzlerce fobi, çoğu kez literatürdeki adıyla bilinmese de insanlar tarafından yaşanıyor ve bunlar hayatı olumsuz etkiliyor.
Iste bu fobiler ve anlamlari:
Aviofobi: uçuş korkusu,
Klostrofobi: kapalı yer korkusu,
Batofobi: derinlik ya da yüksek binaların yanından geçmekten korkusu,
Ailurofobi: kedilerden korkma gibi fobilerin yanı sıra pek duyulmamış
Arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesini yerken damağa yapışmasından korkma,
Venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma,
Politikofobi: politikacılardan korkma,

var reklamstore_region_id = 224866;

Kişisel Gelişim, Yaşam »

[7 Şub 2008 | Yorum yok | ]

Dikkat toplama alışkanlığı doğuştan gelen bir özellik değildir. Eğitim yolu ile elde edilen bir alışkanlıktır.
Öncelikle çalışma odanızı dikkat dağıtıcı unsurlardan arındırın.
İsteksizlik, karamsarlık, uykusuzluk, yorgunluk dikkat toplamayı engeller. Bunun için ders dişi uğraşlarla yeterince ilgilenmek ve gerçek anlamda dinlenmek zorunludur.

Kişisel Gelişim, Yaşam »

[6 Şub 2008 | Yorum yok | ]

Pek çok kişinin inanası gelmiyor biliyorum ama; öfke kontrol edilebilir. Öfke son derece doğaldır. İnsanın içinden gelen, hakkında bilgi sahibi olduğunda rahatlıkla kontrol edebileceği bir duygudur.
Öfke, tehdit olarak algılanan durum ya da kişiler karşısında, onlara saldırıp/sataşmaya yönelik hissedilen duygunun adıdır. Çocukluk yıllarından itibaren öğrenilerek gelişir. Daha ziyade meydan okuma algısına veya karşımızdaki kişilerin bizi tehdit ettikleri algısıyla birleşir. Hatta pek çoğumuz, dışarıdan gelen ani bir uyarıcı olmasa bile, kendi iç duygularımızda öfke duygusu yaşayabiliriz. İçten içe kızmalar, sinirlenmeler, sinirden oraya buraya kızmalar…vs. gibi.

Yaşam »

[6 Şub 2008 | Yorum yok | ]

“An”ı yaşamamak!
“Şimdi”yi ıskalamak!
İlkokul mezunu ama zeka seviyesi çok yüksek, eşini
evinin direği görmüş ama onunla bütün olmayı
yakalayamamış, dolayısı ile biricik yavrusu, tek erkek
evladını “çocuğu” olmanın çok ötesinde, bilinç dışının
bir yerlerinde “erkeği” olarak da görmüş; isteri
krizleri ile yuğrulan bir annenin eseri olarak benim
de “nörotik” bir karakter yapısını aşmam mümkün
olmadı.