Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır
Anasayfa » Yaşam

Hayatı Dengeli ve Manalı Yaşamanın Önemi

6 Mayıs 2008 Yorum yok

Denge, kâinatin olusumundan varliklarin yaratilisina ve onlarin hayatlarini sürdürebilmesine kadar uzanan bütün uzay-zaman koordinatlarinda geçerli olan bir kavramdir. Hayatimizdaki bütün güzellikler, müspet seyler, dengenin ve ölçünün varliginda ortaya çikmaktadir. Hattâ varlik ve yokluk âlemlerinin hangisinin görünen varliklar dünyasina çikacagi bile sebepler plâninda bir denge ve ölçüyle belirlenmektedir. Her türlü dengesizlik ve ölçüsüzlük, yokluk âlemlerine bir davetiye iken, her türlü denge ve ölçü de, varlik âlemlerine dogru bir seyahat olmaktadir.

Bugün bilim çevrelerinde insani tanimlarken kullanilan, “insanin bir maddî, bir de manevî boyutu ve ihtiyaçlari vardir” seklindeki Dekartçi yaklasim giderek terkedilmektedir. Bunun yerine her insanda iç içe geçmis en az dört sistemin veya alt sistemin oldugu belirtilmektedir. Biyolojik insan, psikolojik insan, zihinsel insan ve ruhsal insan olarak tanimlanan bu alt sistemlerin her birinin kendine has ihtiyaçlari ve denge hâlleri vardir. Bunlarin etkilesimiyle bir bütün olusturan insanin da saglikli ve dengeli olmasi, öncelikle bu alt sistemlerde ne ölçüde denge saglayabildigine baglidir. Biyolojik olarak dengeli ve saglikli olan bir insan, psikolojik veya ruhsal olarak dengesiz ve sagliksiz ise genel anlamda o kisi dengesiz ve sagliksiz addedilir.
Bu noktadan dengeli bir hayat sürmek için insanin bu alt sistemlerinde öncelikle dengenin kurulmasi gerekmektedir. Günümüzde psikologlar, insani bu dört boyut açisindan ele almakta ve her bir boyutun bütün sisteme olan katkisini tanimlamaya çalismaktadirlar. Bu baglamda da toplam kalite yönetimi çalismalarinda sadece insanin bedenî ihtiyaçlari degil, psikolojik, zihinsel ve ruhsal ihtiyaçlari da dikkate alinmaya baslanmistir.


Dengenin hayatimizda hangi boyutlariyla tecellî edebilecegini düsündügümüzde ilk akla gelenler sunlar olacaktir: Iç ve dis dünyamiz arasindaki denge bu dünyalari anlama yolculugunda içten disa distan içe, merkezden çevreye çevreden merkeze dogru okuma ve yaklasimlardaki denge; parça ve bütün arasinda denge; analitik ve sentezci düsünebilme arasindaki denge; suursuz ve suurlu bir hayat ve tercihler arasindaki denge; gaflet ve uyaniklik arasindaki denge; korku ve ümit arasindaki denge; ögrenme ve ögrendiklerini hayata tasima arasindaki denge; beden-zihin-his ve ruhtan olusan insanin alt sistemleri arasindaki denge, akil ve kalp arasindaki denge; madde ve mânâ arasindaki denge; dünya ve ahiret dengesi; insanî münasebetlerimiz arasindaki denge; zit egilimde olan hisler arasindaki denge; evimiz, isimiz, ailemiz, istirahatimize ayiracagimiz zaman dilimleri arasindaki denge; kendi varligimiz ile dünya ve kâinat arasindaki denge; bedenî ve sahsî arzularina hapsolma ile içinde bulundugu toplum, insanlik âlemi ve kâinatla bütünlesme ve senkronize olma arasindaki denge; hareket ile hareketsizlik arasindaki denge; sessizlik ile seslilik arasindaki denge; aktivite ile istirahat, düsünce ile aksiyon, sevgi ile düsmanlik, uyku ile uyaniklik, tokluk ile açlik, tevazu ile zillet, israf ile cömertlik, üretme ile tüketme, çok çocuk ile egitebilecegin kadar çocuk sahibi olma, midenin alabilecegi kadar yeme ile, bitkin kalacak kadar az yeme, sevecenlik ile ciddiyet, disiplin ile yumusaklik, sevme ile sevilebilme, bilme ile bilinme, isitme ile duyma, sempati ile empati, konusma ile dinleme, gurur ile izzetini ve onurunu koruma, bir isi baslatma ile onu sürdürülebilir kilma arasindaki denge… Bu liste istenirse daha da uzatilabilir.
Görüldügü üzere denge insan hayatinda, âdeta hava gibi her tarafi kusatmis bir anahtar kavramdir. Hayatin bütün güzellikleri ve saglikli durumlar, yukarida bazilarina isaret edilen alanlarda denge yakalanirsa ortaya çikmaktadir. Kâinat kitabinin bir tefsiri ve özeti olan Kur’ân-i Kerim’in insanlara yaklasiminda ve onlari egitmede kullandigi pedagojik ilkelere baktigimizda ayni sekilde dengenin ve ölçünün izlerini görmekteyiz. Kur’ân’da meseleler ele alinirken ve insanlara hitap edilirken, orta yol (sirat-i müstakim), denge ve ölçülü davranma, ifrat ve tefritlerden kaçinma, merkezden çevreye, yakindan uzaga, somuttan soyuta, bilinenden bilinmeyene, kolaydan zora ilkeleri belli bir ölçü ve denge hâlinde kullanilmaktadir.
Hiçbir insan tecrübesi, denge kavrami olmaksizin mânâlandirilamaz. Gerçekte dinamik dengenin, kâinattaki her canli sistemi düzenleyici ve disipline edici temel bir prensip oldugu bugün çok iyi bilinmektedir. Günesin dogup battigi her yerde, her bir isin, davranisin ve faaliyetin bir zamani ve yeri vardir. Her bir gayenin ve hedefin de bir zamani vardir: Dogmak için bir zaman, ölmek için bir zaman; tohum ekmek için zaman, filizlenen fideleri çapalamak için zaman; öldürmek için zaman, iyilesmek için zaman; yikmak için zaman, yapmak için zaman; aglamak için zaman, gülmek için zaman; taslari firlatmak için zaman, taslari toplamak için zaman; kucaklasmak ve kavusmak için zaman, ayrilmak için zaman; kazanmak için zaman, kaybetmek için zaman; muhafaza etmek için zaman, dagitmak için zaman; sessiz olmak için zaman, konusmak için zaman; sevmek için zaman, nefret etmek için zaman; savasmak için zaman, barismak için zaman… Bir baska deyisle her sey zamaninda ve mevsiminde yapilirsa güzel olmaktadir.
Bu noktadan denge, bir seyi zamaninda, mevsiminde ve yerinde yapmak mânâsina da gelir. Mevsimlerin çevrimi de dengenin bir baska boyutudur. Kisin, ilkbaharin müjdecisi olmasi, yazin ise sonbahari mustulamasi dengenin devr-i daimler seklinde oldugunu gösterir. Yerkürede bir yilda yasanan dört mevsimi insan, bir gün içinde mikro plânda yasar. Sabah vakti bahara, ögle ortasi yaza, ikindi sonrasi sonbahara, gece ise kis mevsimine tekabül eder. Etrafa coskulu ve hayat üfleyici enerji salan bir bahar mevsimi, yerküremize sevgi ve sefkati getirirken, ayni zamanda insan ruhunda yeni bir hayata uyanisin canliligini aktif hâle getirir. Mevsimlerdeki denge, âdeta insanin biyolojik saatiyle paralel çalisan günlük hayatta da vardir. Gündüz ve gecenin birbirini takip etmesi ve her birinde ona uygun faaliyetlerin olmasi, gündüzün çalismaya, aksamin da dinlenmeye ayrilmasi ve bunun bir çevrim olarak devam etmesi, dengenin varligina bir baska delildir.
Bugünün dünyasinda dengeli bir hayat sürmek ne mânâya gelmektedir? Dengeli bir hayat problemsiz bir hayat midir? Problemlerin çözümlendigi bir hayat midir? Yoksa bir taraftan karsilasilan problemler çözümlenirken diger taraftan da yeni yeni bilmece ve problemlerin üretilmeye devam edildigi dinamik akis hâlindeki hayat midir? Insanlik dünyanin farkli yerlerinde, farkli zamanlarda daima problemlerle karsi karsiya kalmistir ve kalmaya devam edecektir. Çünkü bu durum, hayata mânâ katmakta ve onu yasanabilir kilmaktadir. Çünkü hayatin güzelligi ve heyecani sahip oldugu problemleri çözebildiginde ve bu çözümlerin sevincini ruhunda duydugunda ortaya çikmaktadir. Iste bu, hayatin en can alici kritik dengesidir. Yani sürekli problemler olacak, onlari insanoglu bilmece ve bulmaca çözer gibi çözmeye çalisacak ve bu çevrimi döndürebildigi sürece yasama sevinci ve coskusu duyacaktir. Bir baska ifadeyle hayati, bir ögrenme yolculugu olarak algilayacaktir. Problemlerin olmadigi veya her seyin zorlanmadan kolayca çözüldügü bir dünya da hayat da gelistirici, ögretici ve zevkli olmazdi. Bundan dolayi, problemlerimiz var ise, Allah’a sükretmeliyiz. Zira bizi hayata baglayici seylere sahibiz demektir. Hiçbir problemin, mücadelenin ve gayretin olmadigi bir hayat can sikici, bunaltici ve daha da kötüsü mânâsiz olacaktir. O hâlde gerçek problem, problemlerin varolmasi ve sürekli yenilerinin üretilmesi degil, karsilastigimiz problemleri çözemeyip onlara takilip kalmamiz, sabah aksam ayni problemlerden muzdarip olmamizdir. Bir baska ifadeyle de, problemleri çözebilme ile bu çözümlerin yeni problemlerin olusumuna kapi açma potansiyeli arasindaki dinamik çevrimi engelleyici bir tarzda, sürekli ayni problemlerle ugrasip durmak ve çevrimi dinamik hâlden statik hâle dönüstürmek gerçek problemdir.
Insanoglu, hayatinda karsilastigi problemleri nasil çözebilecegine dair çok çesitli cevaplar üretmistir. Islâm’in ve semavî kaynakli dinlerin problemlerin çözümünde tavsiye ettigi en önemli ögretilerden biri, orta yol olan ve dengeli ve ölçülü olma, haddi asmama ve asiriliklardan (ifrat ve tefrit) kaçinmadir.
Günümüz insaninin hâdiselerin hizli akisi ve degisimi karsisinda stres yükü oldukça artmistir. Meselâ artan ihtiyaçlarimizi karsilamak üzere hayat düzenimiz daha kompleks hâle geldikçe, bu ihtiyaçlari karsilamak için daha az bir zamanimiz olmaktadir. Bir taraftan dengenin degerine inanirken öte yandan ona meydan okuma, bizim kolektif bilinçaltimizda sürekli yasadigimiz bir gerilimdir. Çalisma yerlerinden aile ortamina, sagliktan egitime, hayatin her alaninda denge, bugün insanligin eskisinden çok daha fazla özlem duydugu bir keyfiyet hâline gelmistir. Kendi hayatimizda, aile münasebetlerimizde, çesitli sosyal kurumlarda ve takim çalismalarinda hep gözlemlenen sey, bütün insanlarin giderek artan siddette daha fazla dengeli bir hayata duyduklari özlemi dile getirmeleridir.
Bugün disimizdaki dünyayi bilme, anlama ve kesfetmeye büyük bir önem verilmektedir. Bilim hizli bir sekilde disimizdaki olaylari anlama ve çözümlemeye yönelik bilgi ve becerilerimizi artirmaktadir. Teknolojik ilerlemeler, insan sagliginin ve maddî refahin iyilestirilmesine önemli katkilarda bulundu ve buna devam etmektedir. Bununla beraber, en gelismis ülkelerde bile, maddî refah ve kalkinmaya paralel baris ve mutlulukta da benzer bir artisi gözlemleyemiyoruz. Gözlemlenen bir sey varsa, o da, insanlarin hayatlarinda, giderek artan endise, kaygi ve strestir. Insanlardaki korku hissi, inanilmaz derecede korkunç tahrip gücü olan silâh sistemlerine duyulan ihtiyaci karsilama yönünde uyarici tesir yapmaktadir. Öte yandan insandaki doymak bilmeyen hirs hissi, çevrenin tahribine ve kirlenmesine sebep olmaktadir. Bütün bunlar, yerkürede insanligin varolusunu daha da riskli hâle getirmektedir.
Bu egilimler, iç ve dis dünyalari olan insanoglunun sadece dis dünyayi anlama ve kesfetmeye yogunlasmasinin tehlikelerine isaret eden semptomatik göstergelerdir. Gözden kaçan veya ihmal edilen sey, insanin iç dünyasinin kesfedilmesi ve anlasilmasidir. Insanligi ve kendimizi bu tehlikeli gidisten korumanin yolu, fitratimizda, özümüzde bulunan dengeyi geri kazanma yolunda yapacagimiz seyahat ve kesiflerin, agirlikli olarak dis dünyaya degil, gönül ve kalp olarak tanimladigimiz iç dünyamiza yapilmasidir. Eger, bilimin diger dallarinda oldugu gibi ayni derinlikte ve kapsamda insan zihni ve ruhu kesfedilip anlasilacak olursa, bundan sadece bireyler degil, bütün cemiyetler ve insanlik fayda saglayacaktir. Yerküremizde giderek daha fazla insan, bir derece bile olsa, zihnî, ruhî ve manevî huzura kavustukça, bilgeligi veya negatif hislerini pozitif hislere dönüstürebilme kabiliyeti kazandikça, temel insanî degerlere tabiî bir kayis olacak ve sonuçta, bütün insanlik için huzuru, barisi ve mutlulugu elde etme sansi daha da artacaktir.

Bütün bunlar, 21. yüzyilda insanin daha bütüncül bir tarzda ele alinacaginin, mekânlarin onun dört boyutunun ihtiyaçlarini da karsilayacak sekilde düzenleneceginin habercisidir. Umariz ülkemiz insani da dünyadaki bu gelismelerden nasibini alir ve kendisini sadece biyolojik bir canli gibi gören ve sadece o boyutunun ihtiyaçlarini karsilayan zihniyetten kurtulur ve hayatin bütün ünitelerinde insanin dört boyutunun ihtiyaçlarini karsilayabilecegi imkânlara kavusur.
Kaynak
- Joel Levey ve Michelle Levey, Living in Balance. A dynamic approach for creating harmony and wholeness in a chaotic world. Conari Press Berkeley-California-USA 1998. alıntı

Benzer Yazılarımızın Listelesi Aşağıdadır!

  • Kalbi Koruyan 3 İlke
  • Çalışan İlişkileri İhmale Gelmez
  • Uyku Fizyolojisi ve Uykunun Önemi
  • Hayatı Zehir Eden 10 Düşünce
  • Ölmeden Önce Mutluluğu Yakalamanın 5 Sırrı
  • Aceleye Gerek Yok ki…
  • Mutlu Olmak İçin Nacizhane Öğütler…
  • Sağlıklı Boyun İçin
  • Sınav Kaygısını Yenmezsen, O Seni Yener
  • Kendinizi Ne Kadar Tanıyorsunuz ? – Test
  • Hayatın 45 Kuralı
  • Karalama Hayatlar Üzerine
  • Hayatınızda 1 ve 0 ‘ın önemi
  • Yorumunuzu Bırakın

    Add your comment below, or trackback from your own site. RSS ile subscribe to these comments takip edebilirsiniz.

    Be nice. Keep it clean. Stay on topic. No spam.

    You can use these tags:
    <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

    This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar.