Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır Mail ile Yolla Mail ile Yolla
Anasayfa » Kişisel, Yaşam

Hayattan Memnun Olmak Üzerine

4 Temmuz 2008 Yorum yok

Ne sıklıkla hayal kurarsınız?

View Results

Loading ... Loading ...

Yukarıda ki anketi hangi duygular içinde yayına koydum bilmiyorum; ama gerçekten yorumlanması ve tartışılması gereken sonuçlar çıkardı ortaya.
İnsanların çoğu hayatlarından memnun değiller, bir kısmı ise “kısmen” cevabını vermiş.
Ne kadar kötü bir durum öyle değil mi? İnsan oğlunun 60 - 70 yıllık bir ömrü var ve bu yaşam serüvenin de ne yaşadığından, ne de gördüğünden zevk alıyor. Kısacası yaşamıyor veya  yaşayamıyor.

Evet yanlış değil yaşayamıyorsunuz.  İnsan doğası gereği sürekli bir heves içindedir ve her zaman bir adım daha iyisini ister. Biraz daha, biraz daha ve biraz daha.

Zaman denilen kavram maalesef  avuçlarımızın içinden müthiş bir hızla kayıp gidiyor.
Bu biraz dahaların peşinden giderken bir de bakmışsınız ki artık yolun büyük bölümü kat edilmiş hayattan tat alınacak yaşlar geçmiş ve bütün bunları da hayatta mutluluğu yakalayabilmek için yapmışsınızdır. Mutluluk, maalesef insanların doğası gereği yakalanamamakla birlikte, bu arayış eldeki mevcut mutluluğuda götürmektedir. Oysa insan oğlu elde ki ile yetinmeyi bilse, küçük şeyler ile de mutluluğu yakalayabileceğine inansa yaşadığı hayattan tat alacağı inancındayım.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU hocamın o değerli makalesini okumanızı tavsiye ediyorum sizlere

Hızlandırılmış hayat tehlikesi


Hayatı daha iyi yaşamak istiyorsanız zamanı daha iyi kullanmalı, onu daha değerli ve yaşanabilir kılmalısınız. Oysa bugünkü ‘hızlandırılmış hayat’ (fast-life) biçimimiz, zamanın elimizden kayıp gitmesine neden oluyor, en önemli şeyin ’sağlık’ ve ‘mutluluk’ olduğunu unutturuyor.

ZAMAN avuçlarımızın içinden müthiş bir hızla kayıp gidiyor. Ve biz hiçbir zaman bitmeyecek olan bir ‘yapılacak işler listesi’ni bir an evvel tamamlayabilmenin telaşıyla koşturup duruyoruz. Oluşturduğumuz gereğinden uzun bu ‘yapılacak işler listesi’ni tamamlamakla o kadar çok meşgulüz ki sahip olduğumuz en önemli şeylerin ‘huzur’ ve ’sağlık’ olduğunun farkında bile değiliz. Bizi sevenleri, sevdiklerimizi, hayatın güzelliklerini ve daha pek çok şeyi fark etmeden, hayatın bize verdiklerine şükretmeden…

Bu ‘amaç odaklı yaşam biçimi’ ve hızlandırılmış hayat (fast-life) tıpkı fast food yiyecekler gibi bir şey. Lezzetsiz, keyifsiz, sentetik ve plastik! Sonsuz zamanın bize ayırdığı küçücük bir bölüm olan hayatımız, zaten yeteri kadar kısa ve çoğu kısmı zaten bize ait değil (hayatın neredeyse üçte biri uykuda geçmektedir). Zamanın geri kalanını iyi değerlendirmenin, anı yaşayıp hissetmenin kısacası hayatı fark edip keyfini sürmenin asla unutulmaması gerekiyor.

Hayatı daha iyi yaşamak istiyorsanız zamanı daha iyi kullanmalı, elinizden kayıp gitmesine izin vermemeli, sıkı tutmalı ve onu sonuna kadar yaşamalısınız.

Yaşanmamış ve kaybedilmiş zamanların bir daha geri dönmemek üzere yanınızdan geçip gittiğini, bizim için yitik vakitler haline geldiğini söyleyen Debbie Ford çok haklıdır. Doya doya ve iyi yaşanmış bir hayatın huzur, mutluluk ve sağlık dolu dakikalar, saatler ve günlerin alt alta toplamından başka bir şey olmadığını lütfen unutmayın.

Kendinizi nasıl hissediyorsunuz

‘Mutluluk, sağlık ve huzur’dan oluşan bir eşkenar üçgenin tam ortasında yer alabilmeniz için yanıtlamanız gereken ilk şey, kendinizi nasıl hissettiğinizdir. Hastalıkta ve sağlıkta, gençlikte ve yaşlıklıkta hayatınızı en iyi şekilde yaşayabilmeniz için kendinizi iyi hissettiğinizden emin olmalısınız. Bu soruyu evet olarak yanıtlamak için birşeyleri mutlaka yapmanız gerekiyor. Işte onlardan ilk 20’si:

Kendinize karşı daha nazik, cömert ve saygılı olmalısınız.

Kendinizi beğenmeli, beğenmediğiniz yönlerinizi araştırmalı, eğer varsa onlardan kurtulmalısınız.

Başarılarınızı önemsemeli, gücünüz ve yeteneklerinizin farkında olmalısınız.

Her başarınızı önemsemeli, kutlamalı ve yenilerine basamak yapmalısınız.

Size keyif veren, coşku ve neşe yükleyen şeylerle daha sık birarada bulunmalısınız.

‘Mükemmel bir hayat yaşamak’ tutkunu olmamalı, her şeyin ve her günün mükemmel olamayacağını unutmamalısınız.

Önemli insanlar için sakladığınız davranışları önce kendiniz için kullanmalısınız.

Hak ettiğinizden fazlasını istememeli, hakkınızı aramalı ve almalısınız ama bazen biraz daha azına razı olmalısınız.

İç hesaplaşmalardan, kendinizle yüzleşmekten korkmamalı, utanmamalı, kaçmamalısınız.

İyi ve güzel şeyler beklemeli, olmasını istediğiniz şeyleri ısrarlı ama akıllı bir tutumla aramalısınız.

Sizi herkesin sevip desteklediğine, güvenip saygı gösterdiğine, sizden saygı ve dostluk beklediğine inanmalısınız.

Sahip olduklarınızdan gurur duymalı, onları asla küçümseyip aşağılamamalısınız.

Olanla yetinebilmenin, çok şükür diyebilmenin huzur verici limanından ayrılmamalısınız.

Hayatınızı yeni farkındalıklar, kazanımlar ve arınmalarla büyütmeli değiştirmeli ve çoğaltmalısınız.

Kendinizle barışık kalmalısınız.

Yarına dair iyi duygular geliştirmeli, dünün geçmişte kaldığından kuşku duymamalısınız.

Hissettiklerinizi yaşayacağınızı ve onların bir süre sonra size mutlaka yansıyacağını unutmamalı, iyi güzel duygular içinde olmaya çalışmalısınız.

İyi ve güzel şeylere niyetlenmeli, hergüne iyi duygularla başlamalı ve tamamlamalısınız.

Kendinize verdiğiniz değeri unutmamalı, ona yeni ve etkili destekler katmalısınız.

Paylaşmak, yardım etmek, hoş görmek, affetmek, barışmak, güvenmek sihirli kelimelerdir. Bunları sık sık kullanmalısınız.

Birkaç dakika yeter

‘Her şeyin tamamen değişmesi için sadece birkaç dakika yeter!’ Bu cümleyi günde bir kez hatırlamanızı ve tekrarlamanızı Öneriyorum. ‘Bir dakikada düşüp kafanızı kırabilir, en yakınızı bir kazada kaybedebilir, bir dostunuzun kanser olduğunu çalan bir telefonda öğrenebilirsiniz. Bir dakika içinde yıllardır kırgınlık ve kızgınlık duyduğunuz, karşılaşmadığınız, unuttuğunuz eski bir dostu telefonla arayıp barışabilir, sonra da koltuğunuza şöyle bir yaslanıp çayınızı yudumlayabilirsiniz. Ve yine bir dakika içinde köşede sessizce bekleyen radyonuzu açıp odanızı müzikle de doldurabilirsiniz’.

Akşam evinize bir demet çiçek, küçük bir kese kağıdı kestane, bir kutu çikolata ile dönmek için de bir kaç dakikanızı ayırmanız yeterlidir

Umut yaşamın biricik ilacıdır…

Okuduğunuz Konu İle Alakalı veya Benzer Konular Aşağıdadır.
  • Anasayfa
  • Arkadaşlık Siteleri Sosyal Bozukluk Yaratmaktadır
  • Hayattan Ne Öğrendiniz
  • İnsanlardaki En Yaygın Hatalı Düşünceler
  • Başkalarına HAYIR diyebilmek Üzerine - Hayır Deme Fobisi
  • “Lost” ve Bitmeyen Serüven Üzerine
  • Kendinize Güvenerek Gelişin
  • Kendinden Emin Olmak ve Bunun Yolları Üzerine
  • Sık İdrara Çıkma
  • Başarının Düşmanları
  • Ruhsal Güç - Test
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading ... Loading ...

    Yorumunuzu Bırakın

    Add your comment below, or trackback from your own site. RSS ile subscribe to these comments takip edebilirsiniz.

    Be nice. Keep it clean. Stay on topic. No spam.

    You can use these tags:
    <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

    This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar.