Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır
Anasayfa » Kişisel Gelişim

Kıskançlığın da Bir Sınırı Var: Sizinki Nereye Kadar?

5 Şubat 2009 Yorum yok

Kıskançlığın insanda yarattığı duygu ve davranış biçimleri “normal” ve “anormal” olarak sınıflandırılabiliyor.

Anormal kıskançlık, kıskançlığın en uç biçimde görülmesi ve dramatik sonuçlar doğurabilmesiyle tarif ediliyor. Öldürme, saldırganlık, nefret, özgüvende azalma, depresyon, intihar girişimleri ve intihar, ev içi şiddet, romantik ilişkilerin mahvedilmesi, evlilik problemleri ve boşanma anormal kıskançlığın acı verici so nuçları olarak biliniyor.

Kıskançlıkla verilen bazı tepkiler o kadar aşırı olabiliyor ki, bunların patolojik oluğunu görmek için uzman olmak gerekmiyor. Kıskançlık varolan bir durumdan kaynaklanıyorsa ve onunla orantılıysa daha “normal” olarak nitelendirilebiliyor. Freud ve bazı modern psikologlar “normal” kıskançlığı “sanrılı” kıskançlıktan ayırıyorlar.Normal kıskançlık köklerini gerçek tehditten alırken sanrılı kıskançlık gerçek veya olası tehditin bulunmaması durumunda da devam ediyor. Sadık karısından şüphelenen ve onu takip eden adam sanrılı kıskançlığa iyi bir örnek olabilir. Anormal kıskançlık tanımlamasıyla tarif edilen kıskançlık türleri ise kronik ve akut kıskançlıklar olarak biliniyor. Akut kıskançlık hiç kıskanç olduğunu düşünmeyen, ancak partneri tarafından aldatıldığında bunu keşfeden kişilerde görülüyor. Tepkileri gerçek bir olaya karşı olmasına rağmen, genellikle aşırı, dramatik, abartılı ve anormal şekilde ortaya çıkıyor. İhanete uğrayan eşlerde ortaya çıkan belirtiler, duygusal, fiziksel ve cinsel tacize uğramış kişilerin travma sonrası stres tepkilerini andırıyor. Akut ve kronik kıskançlığın dış göstergeleri birbirine benzer görünse de, kıskançlık tepkisinin nedeni ve süresi çok farklı oluyor.

Akut kıskançlıkta verilen tepki aşırıyken, ancak geçici ve belirli bir olaya karşı geliştiriliyor. Kronik kıskançlıkta ise kişinin çocukluk deneyimlerine bağlı kıskançlık eğilimi ve özgüven eksikliği söz konuşu olabiliyor. Böyle bir kişi birçok insanın tehdit hissetmediği durumlarda bile kıskançlık duyabiliyor.

Kıskançlıkla baş edilebilir mi?

İnsanlar farkındalıkla kıskançlıklarının çekirdeğine indiklerinde gömülmüş beklentiler, yansıtmalar, haset, özgüven kaybı ve çocukluklarındaki korku ve güvensizlikleri keşfederler. Bazen de aşırı ego güvensizliği, aşırı sevgi ihtiyacı, bağımlılık, absesif-kompülsif bağlılıklar, partnerin sevgisiz ve provokatif davranışını yanlış teşhis etme ve çocukluk travma ve koşullandırmalarıyla karşılaşırlar. Bunlar çok hoş keşifler değildir. Aslında o kadar rahatsız edicilerdir ki, bazı insanlar bunlardan kaçınmak için çaba gösterirler. Ancak kaçınmak, inkar etmek ve bastırmak bunların kaybolmasına neden olmaz. Kıskançlık sorununu halletmek için çok daha etkili bir yaklaşım, konuların açıklık ve dürüstlükle incelenmesidir. Bu tür bir inceleme kıskanç kişinin tahdit algılamasını değiştirmekle kalmaz, ilişkinin gelişmesine ve çiftlerin birbirlerine daha derinden bağlanmalanna da neden olur.


Kıskançlıkla baş edebilmek için yapılması gereken en öncelikli şey bir uzmanabaşvurmak. Uzman kontrolünde yapılan terapide ilk aşamada kıskançlık sorununun farkına varmak konusunda çaba gösteriliyor. Daha sonra bu konuda birşeyler yapma sorumluluğunu almak, ne yapılabileceği ve yapılması gerektiği konusunu açıklığa kavuşturmak, yeni yöntemler üretmek ve eski yöntemleri geliştirmek gibi aşamalar izlenerek çözüme ulaşmaya çalışılıyor.

Kıskançlık sorununun farkına varmanınsa iki unsuru bulunuyor: Bunlardan biri sorun olduğunu fark etmek, diğeri ise sorunu kıskanç kişinin suçu olarak görmek yerine ilişkinin belirli dinamiklerinin veya belirli bir durmunun işlevi olarak değerlendirmek. İnsanlar bunun farkına varınca, başa çıkmanın odak noktası, “Beni bu kadar kıskanç yapan şey nedir?” sorusundan, “Kıskançlığımın bu kadar kolay ortaya çıkmasını önlemek amacıyla durumu değiştirmek için ne yapabilirim?” sorusuna kayıyor. Değişimi başlatabilmek için kişilerin ilişkide değişiklikler yapmak üzere sorumluluk almaya hazır olmaları gerekiyor. Değişimi yaratmak için sorumluluk almanın tedavi edici bir etkisi bulunuyor, çünkü sorumluluk almak çaresiz hissetmenin güçsüzleştirici etkisini azaltıyor.


Kıskançlık yaratan ilişkide belirli davranışlar belirli çabalar sonucu değiştirilebiliyor. Çünkü kıskançlık “sadece farkındalıkla aşılabilecek bir tutkunluk patlaması” olarak tanımlanıyor.

İnternetten derlenmiştir. Emeği geçen herkeze teşekkür ederiz.

Benzer Yazılarımızın Listelesi Aşağıdadır!

  • Hafızanızdan Gereksiz Bilgileri Atın
  • Tahammül
  • Girişimci Ruh “Cesaret” Sever
  • Ne İstediğini Biliyor musun?
  • Sen Özel İnsansın, Neyi Seçiyorsun
  • Aşırı Kıskançlık Tedavi Edilebilir Mi?
  • İnanmak Çözümlerin Yolunu Açar
  • “Kendin Olmanın” Sınırı
  • Gözlerinizi Koruyun
  • Cep Telefonları Çocuklarda Beyin Tümörü Riskini Arttırıyor
  • Kariyerin Zorlu Yolları
  • Yaşamın Sırrını Çözmeye Ne Kadar Yakınsın
  • Konuşurken Sağ Sola Bakıyorsa
  • Yorumunuzu Bırakın

    Add your comment below, or trackback from your own site. RSS ile subscribe to these comments takip edebilirsiniz.

    Be nice. Keep it clean. Stay on topic. No spam.

    You can use these tags:
    <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

    This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar.