
Kitap okumada oto yıkama tekniği
“Spot: Başarıyla yapılan her türlü iş, başka sorunlar için bir model sunar. İster çorba pişirmek olsun, ister elbise dikmek, isterse araba yıkamak olsun, bütün bu küçük işler dikkatlice incelendiğinde ortaya bir başarı modeli çıkar.”
Ömer’in ciddi bir odaklanma sorunu vardı. Ders çalışmak istiyor; ama ders çalışmaya oturunca hemen dikkati dağılıyor; aklına başka şeyler geliyordu. Bu durumun sonucu pek parlak değildi. Sınavlar iyi gitmiyordu. Hep yüksek not alan Kerem isminde bir sınıf arkadaşı vardı. Bir gün Kerem’e ‘ders çalışmaya nasıl odaklandığını’ sordu. Kerem de şaşırtıcı bir cevap …

Belki de sevgi ve aşk başucunuzda. Açmış kollarını sizi çağırıyor ama farkında değilsiniz sözcüksüz söylenenlerin. Eğer kendinizi sevmekle başlamadıysanız, paylaşmadıysanız sevginizi, çoğaltmadıysanız onu emek, aşk ve sabır ile. o zaman işiniz zor. Çünkü zorlama sevgiler ve aşklar yaşarsınız, yaşadığınızı sanırsınız ama onlar size ait sevgiler ve aşklar olmaz… Sevgi büyülü sözcük, sihirli anahtar sanki küsleri barıştıran, uzaklardakileri hatta yabancıları yakınlaştıran bir köprü oluverir. Ağızdan dökülen bir çift söz yeter çoğu zaman. Zaten heybenizde sevgi yoksa işiniz zor yani sevgi biriktirmiyorsanız, sunmuyorsanız, paylaşmıyorsanız kısaca sevgisiz bir dünyada boşu boşuna yaşıyorsanız, iletişim …

Hiç unutmaman için, dua ettiğim birşey söyleyeyim sana… Bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık ; “ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olduğunu görmektir…” Ömrünün sonuna hatta ortasına gelip bir sabah uyandığında, cesaretli davranmadığını, yıldızlara uzanmadığını, potansiyelinin onda birini bile gerçekleştirmediğini fark etmek, insanın kalbini kırar… Bu konuda bana güven! Örneklerini her gün görüyorum. Ömrümüzün sonunda yüreğimizi pişmanlıkla dolduran şey, aldığımız riskler değildir. En büyük hüznü hissetmemize yol açan şey, almadığımız riskleri, kaçırdığımız fırsatları, yapmadıklarımızı düşünmektir… Hayatını “çekingen” biri olarak yaşama dostum… Çık arenaya, eleştirileri unut! Sana verilen günlerin armağanıyla özgürce ve …

Aşağıda anlatılan olay iki kişi arasında geçiyor. Bu kişilerden ilkine “A” ikincisine de “B” diyelim isterseniz. İşin ilginci ise bu iki kişinin arkadaş olmaları… A her işini planlıyor ve oldukça düzenli, diğer şahıs planlamanın yanından bile geçmiyor. “Nasıl olsa sırası gelir her iş görülür” düşüncesine sahip. Biz onların bir günlerine misafir olalım istedim. Bakalım zamanlarını nasıl değerlendiriyorlar…
A’nın bir günü;
A birçok şey için vakit bulabilen, planlı ve programlı biri. Sabah kalkıyor ve duşunu alıyor. Güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra gazetesini alıyor, günün önemli olaylarına göz atıyor. İşine gitmek için yola koyuluyor.
İşyerine …

Daha önce “Yaşamayı öğrenme kursuna gider misiniz?” diye bir yazımda hayatı doya doya yaşamak gerekli demiştim. Biraz evvel bir arkadaşım aradı şöyle dedi; “Arkadaşım yazını okudum çok beğendim ve bazı kendini mutsuz hisseden arkadaşlarıma da gönderdim. Aslında ısmarlama yazı olmaz ama senden depresyonla ilgili yazı yazmanı rica edeceğim. Çevremde bazı kişiler var depresyonda belki onlara da faydan dokunur. Kendilerini yalnız hissedenler var.”
Bir anda kafamın içinde şimşekler çaktı. Evet bunu yazabilirim. Çünkü depresyonu ben de yaşadım. Ama hayatıma bir daha girmesini asla istemiyorum. Aslında bize doktorlar bu türlü duygulardan nasıl kurtulunur …

Ünlü eğitimci, konuşmacı ve yazar olan Dr. John Izzo, hayatın sırlarını keşfetmek için mahalle berberlerinden CEO’lara, şairlerden aşiret reislerine, afetzedelerden savaş gazilerine kadar, farklı din ve kültürlere mensup insanlardan oluşan “yaşlı bilgeler”e başvurmuştu. Dr. Izzo’nun “Ölmeden Önce Keşfetmeniz Gereken 5 Sır” kitabı, mutlu bir hayat yaşamanın basit, ama temel yollarını gösteriyor. Bu eserde, belli bir yaşa gelmiş, 18.000 yılın üzerinde bir hayatı tecrübe etmiş ve ondan gereken dersleri alabilmiş 200’den fazla yaşlı bilgenin tavsiyelerine dayanılarak, mutlu yaşamın beş sırrı anlatılıyor.
Birinci Sır: Kendinize Karşı Dürüst Olun
Dr. Izzo: “Mutlu insanların kendilerine sorduğu …

Sözsüz iletişimin bilinen en popüler öğesi beden dilidir. Beden dili, gözleri, dudakları, başı, elleri, ayakları, omuzları, jestleri, dokunmayı, hareketleri ve duygusal yüz ifadelerini kapsamaktadır. Karşınızdaki kişinin mutlu ya da üzgün olduğunu jest ve mimiklerinden anlayabilirsiniz. Gerçek mutluluğun yüzdeki ifade edilişi, dudaklardan ve göz kapaklarından anlaşılır. Yoğunluk ise dudak hareketiyle belirlenir. Ağız ve dişler bazen eşlik eder. Mutlu bir kişinin ifadesinde, burnun dışarıya ve ağzın köşelerine doğru aşağıya yayılmasından dolayı alında kırışıklık çizgileri yer alır. Bu duruma naso-labial katlanma denir. Gülümsemenin şiddetine göre yanaklar kabarır. Ne kadar gülünürse o kadar naso-labia …