Kürtaj; çeşitli hastalıkların sebebiyle ya da kişinin isteğine göre gebeliğin sonlandırılmasıdır. Kürtaj, vakum sistemi ve karmen kanülleri ile yapılır.
Kürtajın nedenleri
Tıbbi müdahale ile istenmeyen gebeliğin son bulması
18 yaşından küçük olmamak kaydı ile gebe kadının isteği doğrultusunda gebelik sonlandırılabilir. Gebelik süresi 10 haftayı aşmamışsa yasal olarak kürtaj isteği yerine getirilir. Eğer gebe kadın bekâr ise kürtaj için kendi rızası yeterlidir. Evli bayanların kürtaj olabilmesi için kendi rızalarının yanında eşlerinde onay vermesi gerekiyor.

Bu bir bayrak teslimi mi?
Anne! Biz neden geldik dünyaya. Yani sen yıllarca ne çok yoruldun bizi yetiştirmek için, yıllarını verdin şu gamsız feleğin oyunlarına; ama hala koşturur durursun. Şimdi bir süre sonra sen çocuk, biz anne olacağız, değil mi? Biz de aynı dertler ve zorluklarla yoğrulacağız. Oysaki biliyordun anne, ayakta kalmanın ne zor olduğunu. Neden bizi de bu kem kadere ortak ettin? Neden bizim dünyaya gelmemize izin verdin?
“Ah yavrucağızım, hele ki siz yetiştiniz, büyüdünüz de annenize yardımınız olacak şimdi. Onun çektiklerini Allah bilir.”
Yoksa insani bir hırs mı dünyaya gelmek
Anne ve babalar genellikle bebeklerinin çok narin olduklarını, onları yatırıp kaldırırken veya bir yere taşırken incitebileceklerini, kol ve bacaklarında kırık ve çıkığa sebep olabileceklerini düşünürler. Bu yüzden bebeklerini hareket ettirmekten korkarlar. Bunlar aslında yersiz endişelerdir. Bebek sandığımızdan daha dayanıklıdır. Doğru hareket edildiği, ani ve sert davranışlardan kaçınıldığı sürece bir sorun yaşanmaz.
Bebek sırt üstü yatarken, kesinlikle, koltuk altlarından tutarak kaldırılmamalıdır. Başını henüz tutamadığından bu esnada başı geriye doğru sert bir şekilde düşebilir ve boyun sinirleri incinebilir. Keza kalça ve bacakların ağırlığı ile beli geriye doğru bükülebilir. Bu iki tehlikeyi yaşamamak için …

“Üzüm bir cemaattir” diyor Mustafa Kutlu. Hiç böyle düşünmemiştim; çünkü talkınla salkım arasındaki saf düzeninden cemaat değil, en iyi vaizler anlar. İnsan nasıl cemaatte gizli ise meyve de çekirdeğinde mahfuzdur.
Mustafa Kutlu geçen gün memleket meselelerine bir miktar ara verip meyveleri anlatmayı seçti köşesinde. Uzun zamandır benim adı ile tadı arasında ilgi kurmaya çalıştığım bir şeydi bu meyveler bahsi. Sinop’ta evimizin etrafını saran, dalları pencerelerimize değen bin bir çeşit meyveden nasiplenerek gelmiştim ne de olsa.

Spot: Annesine pirinç ayıklarken hiç yardım etmemiş bir çocuk, bütün arkadaşlarının iyi olduğunu zanneder. Makarna pişirmeyi öğrenmemiş bir çocuk, yaşamdaki basit planlama becerilerini edinez.
Okul başarısının dünyadaki en önemli şey olduğunu düşünen anne-babalar tanıyorum. Çocuklarının kolej sınavlarına ya da üniversite sınavlarına hazırlık için tüm varlıklarını seferber eden anne-babalar. Çocuklarımızın dört tarafı kapalı bir sınıfa / okula haftada beş gün göndererek hayatta ne yapmasını öğrenmesini bekliyoruz. Burada ikilemsel bir sorun var. Bir çocuk okulda, okulda ne yapılacağını öğreniyor; hayatta ne yapılacağını değil. Hayatta ne yapılacağı hayatta öğreniliyor.

Hıncal Uluç köşesinde yazmıştı: ”Wimbledon’ın ilk zenci şampiyonu efsanevi tenisçi Arthur Ashe, kan naklinden kaptığı AIDS’ten ölüm döşeğindeydi. Hayranlarından biri sordu: ”Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti? ” Arthur Ashe cevap verdi: ”Tüm dünyada 50 milyon çocuk enis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4′ü yarı finale, 2’si finale kalır.

4 Aralık 2004 tarihli Dünya Gazetesinde Berna Sağlam Naipoğlu “Bambu ağacından” yola çıkarak harika bir vazgeçmeme hikayesi anlatmıştı. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
“… Bambu ağacı tohumu eker ve sularmış. İlk yıl hep toprağa ve dolayısıyla tohuma su vermekle geçermiş. İkinci yıl aynı işlem devam edermiş. Tohum itinayla sulanır ve dikkat edilirmiş. Ondan sonraki üç sene yine aynı. Görünürde hiçbir şey yok. Emek veriliyor ama. Ortada bir şey yok. Ne zaman ki beşinci yılın sonuna gelinirmiş, işte o zaman bambu ağacı filiz vermeye başladığı gibi altı hafta içinde de tam yirmi yedi …