Psiko-Piktografi adlı kitaptan bir hikaye yazmak istiyorum;
Derin bir vadide kurulmuş bir köyün sakinlerinin büyük sorunları varmış. Sık sık vadiyi basan seller evlerini ve sürülerini sürükleyip götürüyormuş. Dağ yamaçlarından düşen kayalar bahçelerini ve yollarını yıkıyormuş. Çocukları bataklıkta boğuluyormuş. Zor bir hayat yaşıyorlarmış ama bildikleri tek hayat da buymuş. Bir gün köylerine sağduyulu bir adam çıkagelmiş. Sağduyulu adam köylülere, “Sorun seller, heyelanlar veya bataklık değil, sizsiniz. Fazlasıyla alçak bir noktada yaşıyorsunuz” demiş.
“Fazlasıyla alçak bir nokta mı?” diye sormuş köylüler.
Bir adam kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alır
Neden sonra yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış
olmak için bunu Hacı Bektas Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister
O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordu Durumu Hacı

Zor günlerinizde size yol gösteren, sizi ayakta tutan, yaşama sevince veren gelecek hayalinizdir. Hayatla ilgili kararlarınızı kolaylaştıran, sizi insan yapan ise bağlı olduğunuz değerlerinizdir. Çabalarınızın sonuca ulaşmasını sağlayan şey hedef belirlemenizdir; kişiliğiniz, olumlu düşünceniz, yaratıcılığınız ve mücadele ruhunuzdur.
Mutluluğunuz narin bir kelebek gibidir.
Yazının (ve kitabın) başlığı niçin “Avucunuzdaki Kelebek?”

Başarı için ne kadar çalışmak yeterlidir? Birçok insanın sorunu çalışmadan başarılı olmayı beklemektir. Aslında dünyanın bize sunduğu sorun daha derindir. Çünkü çalışmak da bizi başarılı kılmaz. Çalışmanın da ölçüleri vardır. Kişisel gözlemlerim, bu gibi konularda insanların ölçülemez sıfatlarla çalışma işini tanımlamayı tercih ettiğini gösterdi.
“Hiç çalışmamak, tembellik yapmak, az çalışmak, biraz çalışmak, çalışmak ve çok çalışmak” ifadeleri insanların çalışma konusunda yaygın ölçüleriydi. Fakat bu ölçüler nesnel ölçüler değildi. Kişiden kişiye değişiyordu.
Günlük yaşantınızda birden bire bir durumun içinden çıkamadınız soğuk terler dökerek donakaldınız,sinirleriniz bozuldu,heyecandan kalbiniz yerinden çıkacakmış gibi oldu ve işi çözemediğiniz için üstlerinizden veya amirinizden azar işitmeninde korkusu saldı içinizi ve tedirgin davranışlarla olayları izlemeyi bırakın, içinizi acayip bir his kapladı.Bu durumun ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyorsanız ben size söyleyeyim.Bir panik atak nöbeti geçirmiş bulunuyorsunuz.
Panik atak insanlarda sıkca görülen bir rahatsızlıktır.Panik atak geçiren kişi bu durumun geçmeyeceğini ve kalp krizi geçirip öleceğini felan düşünmektedir ve o kadar rahatsız olmuşturki bu durumdan ve hemen bir hastaneye giderek bu sorunun bir an …
Özgüven doğuştan sahip olduğumuz bir duygu değildir. Sonradan edinilen bir kavramdır. Çocukluğumuzda büyüklerimizin davranış biçimleri bu duygumuzu iyi veya kötü yönlendirir. Özgüven nedir? Bireyin kendisinden memnun olması, kendi çevresiyle barışık yaşaması demektir. Başka bir tarif de Melody Beattıe’nin “Bağımdaşlığa Son” kitabındaki gibi;
“Nasıl görünüyorlar?
Ne kadar para kazanıyor?
Kimleri tanıyorlar?
Ne çeşit araba kullanıyorlar?

Şimdi tüm iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken hediyem olsun.. Elveda Hayaloğlu
Akciğerinde oluşan ödem nedeniyle son 24 saati yoğun bakımda geçiren Yusuf Hayaloğlu bugün sabah saatlerinde solunum yetmezliğinden hayata gözlerini yumdu.
Başta Ahmet Kaya olmak üzere birçok sanatçının şarkı sözlerini yazan, aynı zamanda Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya’nın ağabeyi olan Yusuf Hayaloğlu 3 çocuk babasıydı.
Arkasında yüzlerce şarkı sözü ve “Gözleri İntihar Mavi” adlı bir de şiir kitabı bırakan Hayaloğlu’nun ,”Hani Benim Gençliğim”, “Başım Belada”, “Kod Adı Bahtiyar, “Başkaldırıyorum”, “Ayrılığın Hediyesi”, “Yüreğim Kanıyor” gibi …