Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki…
“Hayattan ne öğrendiniz?”
Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım.
Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum:
* * *
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…
Ağladım.
* * *
Uzmanlara göre; biten bir aşkın ardından yeni bir ilişkiye başlamadan önce; gelişmek gerekiyor. Ancak bu sayede ilk hataları tekrarlamamak mümkün oluyor. Mükemmel ilişkinin varlığına inananlar ise yanılıyor; o sadece filmlerde yaşanıyor. Biten bir ilişkinin ardından yeni bir ilişkiyi risk olarak görenlerin sayısı bir hayli fazla. Ama bu endişe, yine de çoğu zaman teselliyi bir başka insanda aramaya engel olamıyor. Peki, böyle bir ilişki ne kadar doğru?
“Bir kurbağa sürüsü ormanda ilerlerken, içlerinden ikisi bir çukura düşmüş. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplanıp, çaresiz bir şekilde bakıyorlarmış.
Çukur bir hayli derin olduğundan düşen arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün gözükmüyormuş.
Yukarıdaki kurbağalar, boşuna çabalamamalarını söylemişler arkadaşlarına;
-Çukur çok derin. Dışarı çıkmanız imkansız!
Ömer, okulda bütün teneffüslerde futbol oynuyordu. Fakat teneffüsler çok kısaydı. Akşam eve gittiğinde de annesi kesinlikle arkadaşlarıyla futbol oynamasına izin vermiyordu.
Nadiren bazı hafta sonları ailesi, halı saha maçı yapmasına izin veriyordu. Bir cumartesi, Ömer yine annesinden izin istedi, fakat annesi ailecek bir yere misafirliğe gideceklerini söyledi. Ömer, kendini çaresiz hissetti. Daha çok futbol oynamanın yollarını düşünmeye başladı.
Uzun zamandır bu konu hakkında yazmayı planlıyordum; ama bir türlü vakit ayıramamıştım. Kısmet bu güneymiş.
Geçtiğimiz günlerde bir kez daha anladım ki Türkiye de televizyon kavramı; daha da özele inersek medya kavramı ne içler acısıymış…
Malum gündemimizin en büyük kavgalarından biriydi Erdoğan ve Doğan kavgası. İşte bu kavga kanallarının gerçek yüzlerini bir kez daha iyi anlayabilmemize sebep oldu. Tarafsız medya ayağına durmadan sloganlar atanlar, iki kelimden birisi “tarafsız kalem” olan yazarlar maalesef bu ciddi sınavdan kaldılar.
Yaşayan ölüler tanıdım seher vakti uyanırken tüm dünya, kürek kürek toprak atan üzerlerine. Yaşayan ölüler tanıdım güneş doğmayan günlerine, yaşayan ölüler tanıdım yalnızlığı büyüten eteklerinde…
Çabuk mu büyüdük dersin; yıldızlarımız çabuk mu kaydı dilekler tutarken sevdiklerimiz adına? Çabuk muydu sokaklarımızın yağmalanması yollar ararken çıkışlara bir sevda uğruna?