Araştırmalar iletişimde görselliğin söz ve sesten daha önemli olduğunu gösteriyor. Beyin görsel ağırlıklı şekilde çalıştığı için insanlar gördüklerine inanıyorlar. Bu yüzden imaj iş hayatında da özel hayatta da büyük önem taşıyor… İnsanların “gördüklerine inanmaları”, tamamen insan beyninin biyolojik yapısıyla ilgili. Artık insan beyninin ağırlıklı olarak görselliğe dayalı bir şekilde çalıştığı biliniyor. California Üniversitesi’nin yapmış olduğu bir araştırma, insanların kararlarında görme duyusunun ağırlığının %85 olduğunu kanıtladı. Araştırmaya göre iletişimde görselliği sözler ve ses takip ediyor ancak bunların ağırlığı eşit olmaktan çok uzak.
Beğensek de beğenmesek de, dışarıya sunduğumuz görüntünün, başkalarının karakterimiz, birikimimiz …
“İlle de birisinin gelip seni kurtarmasını mı bekleyeceksin?” “Sen bunu yapabilirsin”, “Başarabilirsin”, “Güçlü ol”, “Azimli, kararlı ve istikrarlı ol’… demesini mi bekleyeceksin hayatın boyunca?” Birisinin gelip seni kurtarmasını bekleme! Bu olgunun arkasına sığınma. Bunun adı kaçıştır.” diye bitirmişti psikoloğum son terapimizi. Anlamıştı kendisine yaslandığımı… Onsuz yapamadığımı… Tutunduğum, destek bulduğum her kişi gibi, psikoloğum da çekilmişti hayatımdan. Hem de her şey yoluna girerken…
Haklıydı belki. Tüm ömrünü bana ayıracak değildi elbet. Buna rağmen yine de incinmişti ruhum. İstediği anda bitiremezdi. “Buraya kadar” diyerek kesip atamazdı. Tüm yaşantımı didikleyip, her şeyime ortak olduktan …
Baş ağrısından yakınmayan birini bulmak giderek zorlaşıyor. Kronikleşen baş ağrıları ise durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Üstelik baş ağrısı sadece stresten beslenmiyor. Yedikleriniz de başımızı ağrıtabilir. İşte başınızı ağrıtmadan doğru beslenmenin yolları… İş yaşamımızda en sık karşılaştığımız, bizi en çok rahatsız eden sağlık problemi, baş ağrısı. Peki doğru yiyecekleri seçerek bu şikayetten korunabileceğinizi biliyor musunuz?
Modern yaşamın getirdiği gürültülü şehir yaşantısı, çevre kirliliği ve yoğun iş temposu birçoğumuzun başını ağrıtıyor. Baş ağrıları hepimizi canımızdan bezdiriyor, migren hastaları için durum daha da korkunç bir hal alıyor. Ama sağlıklı beslenme …
Yıldız Kenter, konservatuarda tiyatro eğitimi almak için sınava girdiğim dönemde benim sınav hocamdı. Üst dönemdekilerin dediği gibi, gerçekten zor bir hocaydı giriş sınavları için. Sınavdan sonra, uzunca bir süre kabul edilmemin keyfini bile yaşayamamıştım, sınav anında içime işleyen gerginlikten dolayı. Kendisini o vesileyle tanımıştım, hayran olmuştum asil duruşuna. Bir de ses tonuna vurulmuştum. Konuşuyor mu şiir mi okuyor anlaşılmıyordu. Göz teması maksimumda nefis bir ses tonu ile sabaha kadar konuşsa, inanın bana insan dinler o’nu! Güzel sesli güzel gözlü kadındır o…
Bir de o’nun hayata sıkı sıkı tutunuşunu, yaşanmış iyi kötü …
Tırtılın kozasından çıkıp kelebeğe dönüşmesi değişimi en iyi anlatan metafordur. Peki bu süreçte kelebekler acı çeker mi? Bu sorunun cevabını vermek zor. Ancak kesin olan şu ki değişim her zaman konfor alanından uzaklaşmayı göze almayı gerektirir… Değişim, en büyük korkularımızdan biri. Ama düşünün, tırtıl kozasının yırtıp çıkmazsa nasıl kelebeğe dönüşebilir?
“Kelebekler dönüşümleri sırasında acı çeker mi acaba? Sadece bedenleri değiştiği için belki de hiç acı hissetmezler… Acısız bir değişim? Bir kelebek olabilseydim keşke ben de. Görünüşümü değiştirebilmek için değil ama! Duygularımı, düşüncelerimi, algılayışımı, alışkanlıklarımı hatta tamamen kişiliğimi değiştirebilmek için… Bir gece …
Büyük kızım küçükken –sanırım anaokuluna gidiyordu- sabahları yatağında beş dakika otururdu, ben de karşısına otururdum. Küçük spontan bir oyun oynardık. Ben, bir hayvan, eşya veya bitki rolüne girerdim, o kendisi olurdu ve karşılıklı bir drama veya fabl diyebileceğimiz bir şey sergilerdik. Bir sabah uyandı, oturup battaniyeye sarıldı ve “Hadi bana bir ağaç ol” dedi. O sabah, canım sıkkındı, keyfim yoktu; son günlerde irili ufaklı bir çok olay moralimi bozmuştu. İçime baktım, oyun oynamak istemediğimi hissettim ve dürüstçe bunu kızıma söylemeye karar verdim. “Canım benim” dedim . “Bu sabah keyfim yok, canım sıkılıyor, …
Bir işte çalışırken bir yandan başka bir iş aramak dikkat, ihtiyat ve beceri gerektirir. Haber duyulursa patronunuz, müdürünüz size eziyet edebilir, iş arkadaşlarınız uzaklaşabilir, ekibiniz motivasyonunu kaybedebilir. Yeni bir iş aradığınızı, başka bir işe başvurduğunuzu iş yerindeki en iyi arkadaşınızın bile bilmemesinde fayda var. Ama söylememek de yeterli değil, yakalanmamak için de dikkat etmek gerekiyor. Tabii herkesin içinde telefonla konuşmamak, referans olarak müdürünüzün adını vermemek, yahut Hürriyet İK’da yer alan iş ilanlarını elinizde kırmızı kalem incelememek… bunları söylemeye gerek yok. Ama (biraz paranoyayı göze alarak) şu hususlara dikkat edin:
Risk 1 – …